Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.

Yolculuklar Tesadüfleri Sever

Yolculukların en keyifli kısımlarından biri; planlamadığımız ve kurgulamadığımız bir hikayeyi yaşama fırsatı sunması. Gündelik yaşamlarımız içinde takvimler, anımsatılcılar, yapılacaklarlar ve unutulmaması gerekenlerler listesi ile yaşıyoruz adeta. Hemen hemen tüm günümüz belki de tüm haftamız planlı ve programlı bir şekilde geçiyor.

Planlı, programlı ve disiplinli olmak elbette ki çok değerli. Fakat zaman zaman kendimizi yaşamın rüzgarına ve o eşsiz akışına bırakmayı da ihmal etmemeliyiz diye düşünüyorum. Yaşama dair beklentilerimizi, gelecek planlarımızı, yapılacaklar ve tamamlanması gerekenler listemizi kısa bir süre de olsa, evimizde bırakmanın hafifliğini hissederek yola çıktığımız anları hatırlayalım. İster uçakla gidin ister tren ya da otomobil ile… İsterseniz motosiklet ya da bisikletle olsun; her bir yolculuğun kendine ait bir ruhu ve hikayesi vardır. Uçağı kaçırmak ya da lastiğimizin bir yol kenarında patlaması bile, hiç beklemediğiniz hatta hiç olmasını istemediğiniz bir durumken, karşılaştığınız rastlantılarla bambaşka hikayelere dönüşebiliyor. Rastlantılar ve tesadüfler tam da hiç beklemediğimiz bir anda gelip bizi buluyor (Tabii yolculuğumuzu tüm detayları ile planlayarak çıkmadıysak…)

Son yıllarda ise benim yaptığım yolculuklar neredeyse hep motosikletimle devam ediyor. En son Himalayalar’a yaptığım yolculuğu daha çok bir içsel sürüş ve hayatın kendi ritmine karışabilme yolculuğu olarak tanımladığım bir rotaydı. Dünyanın karayolu ile çıkılabilecek en yüksek zirvesine sürüyordum. Dağın başında ve seyrek insan popülasyonunun olduğu bir coğrafyada nasıl tesadüflerle karşılaşacağımı merak ediyordum. Çünkü inanıyorum ki hiç beklenmedik yerlerde beklenmedik hikayeler yatar. Yeter ki onu uyandırmak iste…

Himalaya dağları dünyada araç ile çıkılabilen en yüksek irtifaya sahip dağ yoluydu… Nakit param bitmişti. Kredi kartı hiçbir yerde geçmiyordu ve benzinim de bitmek üzereydi. Yemek ve su için bile nakit param kalmamıştı. Bankamatik için ise kilometrelerce sürmem gerekiyordu. Bulutları seyrederek dağın başında nakit para nereden bulacağım diye düşünürken, kendi yolumda sakin sakin sürerken küçük bir kamyonet yavaş yavaş üzerime doğru geldi ve hafifçe çarptı. Ne olduğunu kendisi de anlamayan şoför hemen kamyonetinden indi ve motorumu kaldırmama yardımcı oldu. Motosikletimde küçük çizikler ve yan sehpadaki çatlak dışında bir şey de yoktu. Defalarca özür diledi ve birden cebinden 2000 Rupi çıkardı. Lütfen kabul edin, istemeyerek yaptım ve çok utanıyorum dedi. Normal şartlarda olsa kabul etmezdim o parayı ama öyle bir andı ki! Bu olaydan bir kaç dakika önce bu dağın başında atm ve nakit bulmam imkansız diye düşünürken dünyanın zirvesinde bir kamyonetin bana küçük bir dokunuşla çarpması ardından nakit bırakması yaşadığım en ilginç rastlantılardan biriydi.

O para ile bir çadır istasyonunda benzin depomu doldurduktan sonra bu rastlantının şaşkınlığı ile bir köye ulaştım. Yan sehpam çatlayan yerinden kopmuştu yolda. Yine dağın başında bulabileceğim tek kaynakçıyı buldum. Kaynağı yaptı. Motorumu yıkadı. Gitti bisküvi alıp getirdi, çay ikram etti. Az rastlayacağı bir müşteriydim. O an kaç para istese verebilecek bir müşteri… Ustanın yaşadığı yer ise kaynak dükkanının içinde kırık dökük derme çatma bir yerdi. Buna rağmen fırsatçılık yapmadı ve içinde yaşadığı tüm o kötü koşullara rağmen bana  “Dünyayı tek başına dolaşan bir kadınsın ve sana hediyem olsun dedi.” Çok duygulandım ve iyi niyetinin karşılığında alması gerekenin neredeyse 10 katını onu ikna ederek verdim. Bana çarpan kamyonetin verdiği 2000 rupinin 1000 rupisini vermiştim.

Yol varsa her şey vardır. Dünyanın en yüksek zirvelerinden birinde bile tesadüflere yer var. Tolstoy’un baş ucu sözlerimden biridir; "Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir”.

Nice muhteşem hikayeleriniz olsun.

Asil Özbay

1985’te Düzce’de doğdu. Çocukluğunda başlayan sporculuk yaşamına Spor Bilimleri Fakültesinde okuyarak devam etti. Aynı alandaki doktora eğitimine ve akademisyenlik mesleğine devam etmekte. Kendini ekstrem sporlar tutkunu olarak tanımlayan Asil Özbay, 17 yıldır motosiklet kullanmakta.

Okumayı, deneyimlemeyi ve hayatın farklı alanları ile bağ kurmayı seven Asil Özbay için motosiklet, farklılıklara en pratik ve en eğlenceli yollardan ulaşabilme aracı. Adriyatik’ten Atlas Okyanusuna, Sahra Çöllerinden Moğolistan Bozkırlarına uzanan deneyimsel bir yaşam sürecini sürdürmekte.

“Anın İçinde, Rutinin Dışında” yaşam görüşü ile her yıl İstanbul’dan başlayarak farklı kıtalara mücadele ve ilham veren yolculuklar yapmakta. Deneyimlerini “Dikiz Aynamda Dünya” adı ile sosyal medya belgeseli formunda paylaşmaktadır.

Tek başına motosikleti ile gerçekleştirmiş olduğu uzun rotalar:
2015: Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan, Slovenya, Bosna-Hersek, Avusturya, İtalya, Bulgaristan
2016: Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya, Fas
2017: Gürcistan, Rusya , Moğolistan
2018: İran
2019: İran Pakistan, Hindistan, Himalayalar, Nepal

Yolculuk sonralarında ise hikayelerini “İlham Veren Konuşmalar” çatısı altında çeşitli motivasyon ve liderlik toplantılarında paylaşmaktadır.