Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.

Hindistan’dan Kamp, Yol ve Daha Çok Selfie Hikayesi

Hindistan’dan Kamp, Yol ve Daha Çok Selfie Hikayesi

Hindistan’dan Kamp, Yol ve Daha Çok Selfie Hikayesi

Hayatımda yaptığım en uzun seyahat olan bisiklet turunda İstanbul’dan yola çıktığım ilk günün üzerinden 4 ay geçmişti ve ben Hindistan’a gelmiştim. Hindistan’daki ilk haftam nereye düştüğümü anlamaya çalışarak geçti. Hindistan’a gidenler bilirler, daha önce ziyaret ettiğiniz hiçbir ülkeye benzemeyen nevi şahsına münhasır farklılıklar diyarıdır burası. 

İnsanları farklıdır, kültürü bambaşkadır, arabaların kornaları fabrikadan basılı olarak çıkmışçasına gürültülü bir trafiği vardır, eğer kırsal bir alandaysanız çatılarda maymunlar gezer, sokaklarda her daim inekler olur, ineklerin gezdiği sokaklarda öylece yere bırakılmış buz kütleleri içeceklerinize konulmak üzere hazırlanır, insanlar sizinle sürekli selfie çektirmek ister... Yani kısacası Hindistan size hiç de alışık olmadığınız yüzlerce şeyi bir arada deneyimleme imkanı sunar.  

Hindistan’da Bisiklet Sürmek  

Mumbai’de 1 hafta geçirip Hindistan’la ilgili az da olsa fikir sahibi olduktan sonra yanımdaki arkadaşımla birlikte Goa’ya gitmek üzere yola koyulduk. Yaklaşık 600 kilometrelik bu yolun ilk birkaç gününde felaket bir sıcakla ve nemle mücadele etmek zorunda kaldık. O nedenle bisiklet sürme saatlerimizde radikal değişiklikler yapmamız gerekti. İlk günün sonunda saat 4 gibi uyanıp öğlen 11’e kadar bisiklet sürmeye ve havanın çok sıcak olduğu 11-2 arasında yemeğimizi yiyerek mola vermeye ve 2’den 6’ya kadar tekrar bisiklet sürmeye karar verdik.

Köylerden Geçen Bisikletli Uzaylılar  

İlk gün anayolda bisiklet sürdüğümüz için yol boyunca nelerle karşılaşacağımızdan da bi haberdik. İlk günün ardından kendimizi nispeten daha rahat bir yolculuğu mümkün kılan köy yollarına attık. Hindistan’da bisikletle seyahat etmenin en büyük handikapını da böylece öğrenmiş olduk. Bu handikap insanların gözünde uzaylı rütbesini kazanmamızın çok kısa sürmesiydi. Geçtiğimiz her köyde insanlar bize garip garip bakıyor ve mola verdiğimiz zamanlarda başımıza toplanıp bizi dikkatle inceliyorlardı. İlk başlarda komik ve eğlenceli bulduğumuz bu durum birkaç gün sonra daha absürt bir hal aldı. Arabalar dahi selfie çektirmek için önümüzü kesip bizi durdurmaya başlamıştı! Korna çalarak yanımızdan geçip önümüzde duruyor, aşağı iniyor, selfie çekiyor ve tekrar arabalarına binerek uzaklaşıyorlardı. Biz de “Allah allah ne oldu az önce ya?” diye far görmüş tavşan gibi olduğumuz yerde kalıyor ve boş boş gülüyorduk.

Hindistan’da Kamp Yapmak  

Hal böyle olunca baktık çok fazla dikkat çekiyoruz, o yüzden kamplarımızı insanlardan uzak yerlerde yapmaya başladık. Fakat bir gün biz yol üzerinde kamp yapacak bir yer bulana kadar hava karardı ve kısmen merkezi bir yerde öylece kalakaldık. Etrafımızı biraz araştırdıktan sonra sokak arasında boş bir arsaya çadırımızı kurduk. Kısa bir süre sonra sokaktaki evlerde yaşayan insanlar bizim orada kalıp kalamayacağımız konusunda bir kavgaya tutuştu. Bir kısmı bizi destekledi ama anladığımız kadarıyla tam karşımızdaki evde oturan yaşlı çift bizim orada kalmamıza çok öfkelendi. Hatta adam gelip gayet sinirli bir şekilde bize de bir şeyler söyledi ama çok yorgun olduğumuz için çok umursamadan hemen uyuduk ve adama sabaha karşı 4’te gideceğimizi söyledik.

Sabah Selfiesi İçin Makyajlar Tamam Mı?  

Sabah 4 gibi uyanıp çadırımızı toplamaya başladığımızda aklımdan geçen tek şey adamın bize herhangi bir zorluk çıkarmamasıydı. Sabah polisi arayıp bizi şikayet edebileceğiniz ya da bizden para almaya çalışacağını düşündükçe geriliyordum. Tam toparlanmış, bisiklete binmeye hazırlanıyorduk ki o sırada karşı evin de ışığı yandı ve dün gece bize sinirlenen çift dışarı çıktı. Benim de aynı anda kalbim küt küt atmaya başladı. Adam ve kadın yanımıza yaklaştılar, sakince telefonlarını çıkarıp selfielerini çektiler ve iyi günler diyerek evlerine geri döndüler. Biz de sabahın 5’inde gözümüzde ön kameranın flaşının patlamış olmasına mı şaşıralım yoksa sinirli çiftimizin bizimle selfie çekilmesine mi bilemeyerek oradan ayrıldık.

Melike Dede

2016 yılında avukat olarak çalıştığı işinden istifa etti ve seyahat etmeye başladı. Bisikletle başladığı ilk uzun seyahatinde Türkiye'den Hindistan'a gitti. Hindistan’dan sonra sırt çantasıyla Tayland’a geçti ve burada bir süre İngilizce öğretmeni olarak çalıştı. Bu uzun seyahati yaklaşık 11 ay sürdü.

Türkiye'ye döndükten sonra kısa süreli yurtdışı gezilerine ve yurtiçi seyahatlerine devam etti. Kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Doğaya Dönüş Kampı isimli oluşum ile doğa faaliyetleri ve insanlara doğa bilincini yaymayı hedefleyen eğitim kampları düzenlemeye başladı. Gençlerin daha fazla yurtdışı eğitim fırsatından faydalanması ve hayata baktıkları pencereyi genişletmek için bir arkadaşıyla birlikte Sınırları Aşan Gençlik Derneği'ni kurdu.

Yaptığı çalışmalarda ve katıldığı söyleşilerde özellikle çevrenin korunmasına, iklim değişikliğine, minimal yaşama değiniyor ve daha sürdürülebilir bir dünya için vegan yaşamayı tercih ediyor. Şu anda karavanda yaşıyor ve markalar için dijital içerikler üretiyor. Yaptığı işlerin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri üretmeye ve dernek faaliyetlerine de devam ediyor.

En büyük hayali sağlıklı, üretken bir yaşamda gerçekten istediği şeyleri yapabilmek ve istemediği şeyleri yapmama hakkını özgürce kullanabilmek.


Instagram: https://www.instagram.com/melkeontheroad
Web Site: https://www.melkeontheroad.com