200 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo - Ücretsiz iade&değişim

Motosiklet ve Müzik

Motosiklet ve Müzik

Bir mühendis motosiklet kullanıcısı nasıl ki motosikleti kendi gözü ile ele alıyorsa, bir psikolog olarak ben de söz konusu motosiklet olunca konuya kendi mesleğim üzerinden bir bakış açısı katmak istedim. Bu yazımda ses ve müziğin motosiklet sürüşü üzerindeki etkileri yani psikoakustik hakkında temel bazı bilgiler vermeye çalışacağım.

 Peki nedir bu psikoakustik?  

Psikoakustik en temel tanımıyla; işitsel olarak algılanan her sese karşı fizyolojik ve psikolojik olarak verilen nesnel tepkileri açıklayan ve inceleyen bilim dalıdır.  

Dış dünyayla bağlantı kurduğumuz en önemli duyularımızdan biri işitme duyumuzdur. Ses yoluyla duyduklarımızla, kendimizi ifade edebilir ve böylece daha kolay iletişim kurabiliriz. İnsan ruhu çok hassastır ve seslerden olumlu veya olumsuz fazlasıyla etkilenir.  Müzikte insan üzerinde olumlu ve olumsuz birçok etkiye sahiptir.  

Peki ruhun gıdası olarak nitelendirdiğimiz ve üzerimizde bu kadar güçlü etkiye sahip olan “müzik” terimini yeterince tanıyor muyuz ve sürüş esnasında üzerimizdeki etkilerinin farkında mıyız?  

Müzik; Duygu ve düşüncelerimizi sesle anlatma sanatıdır. Müziğin keşfedildiği ilk zamanlar insanlar ritmin rahatlatıcı etkisinin farkına varmış ve birçok rahatsızlıkta tedavi aracı olarak kullanmışlar. Müziğin alternatif tıbba katkısı daha ilk keşfedildiği zamanlarda başlamıştır. Bir çoğumuz müziğin üzerimizdeki etkisinin hiç farkında olmadan dinliyoruz.  

Dinlediğimiz müzikler üzerimizde zihinsel, duygusal ve davranışsal/fiziksel ciddi etkilere sahiptir. Örneğin bazı müzik türlerini dinlediğimizde rahatlar, bazılarında kaygılanır/rahatsız olur bazılarında da uyarıcı etkilerini hissedebiliriz. Bunun temel sebebi; beyin dalgalarımız bilinç halindeyken saniyede 13-20 arasında titreşim hızına sahiptir. Uyku halinde bu dalgalar saniyede 13’ün altına iner. Beyin dalgası yavaşladığında kendimizi rahat ve huzurlu hissederiz. Aksi halde ise enerjik, huzursuz veya kaygılı olabiliriz. Belli türdeki müziklerle beyin dalgalarımızı yavaşlatabilir veya hızlandırabilir ve beyin dalgaları üzerinde etki yaratabiliriz. Müziğin bu özelliğini odaklanma sorunu yaşadığımız durumlarda dikkatimizi toplamak için kullanabiliriz. Örneğin; Bir motosiklet kullanıcı olarak trafiğin çok yoğun olduğu ve çok dikkat gereken alanlarda dışardaki sesi engellemeden klasik müzik dinlemeyi tercih ediyorum. Siz de özellikle araç kullanırken, ders çalışırken veya odaklanmanız gereken bir durum varsa 5-10 dk boyunca Mozart veya Bach dinleyebilirsiniz.  

Ses titreşimler halinde yayıldığı için bazı nesnelerde fiziksel değişimlere yol açar. Örneğin bir hoparlörün üzerine su dolu bir kap koyup, müziğin sesini açtığınızda müziğin fiziksel etkisini gözle görülür şekilde fark edebilirsiniz. Bu titreşimler bizlerin vücuduna çarptığında da benzer tepkiler gösterir.  Örneğin; kan basıncımız, kalp atış hızımız ve nefes alıp verme hızımız bundan etkilenir. Benzer şekilde müziği duymaya başladığımız andan itibaren müziğin ritmine bağlı olarak uyum sağlar, duygu, düşünce ve hareketlerimiz de değişkenlik gösterir. En çarpıcı olanı da müziğin bu etkisini işitme engelliler de benzer şekilde hissedebilirler. Hatta vücutlarına çarpan titreşimlerle ritmi hiç kaçırmadan dans edebilirler.      

  Farklı müzik türleri insanları farklı şekilde etkiler.  Beyin dalgalarını düzenleme, beden hareketleri ve koordinasyonu dengeleme, hafızayı güçlendirme ve kan basıncını etkileme müziğin insanlar üzerinde kanıtlanmış etkilerinden sadece birkaç tanesidir. Son yapılan araştırmalarda müziğin anksiyeteyi (kaygı) azalttığı gözlemlenmiştir.

İngiltere’de bir grup bilim insanı ve müzisyen Mindlib International Araştırma Merkezinde ortak bir çalışmayla anksiyeteyi (kaygıyı) %65 oranında azaltan “weightless” isimli bir parça yaptılar. Parçayı dinlerken bazı katılımcılarda baş dönmesi gibi belirtiler gözlemlendi.  Kan basıncı ve kalp atış hızını oldukça düşüren bu parçayı rahatlama sağladığı için dikkat gerektiren işler yaparken ve özellikle araç kullanırken dinlememek konusunda da uyarı da bulundular.  

Farklı bir çalışma da Meksika BUAP Üniversitesi Psikoloji Fakültesinde Prof. Roberto Valderrona Hernandez tarafından 137 psikoloji öğrencisine 47 dk boyunca ağır müzik (ağır metal müzik) dinleterek yapıldı.  Araştırmacı dinleme boyunca katılımcıların giderek huzursuz ve kaygılı olduğunu gözlemledi. Valderronha’ya göre bu tür ağır metal müzik dinleyenlerin anksiyete (kaygı) düzeylerini artırdığı sonucuna vardı. Bunun açıklaması; bu tür ritimlerin sempatik sinir sistemini yoğun bir şekilde uyarmasıdır ki bu da fiziksel ve psikolojik gerilim düzeyini artırır. Eğer bu gerginlik dans veya fiziksel aktivite gibi hareketlerle atılmaz ise enerji birikir ve anksiyete (kaygı) belirtilerine yol açar.  

Peki hangi zamanlarda, ne tür müzik dinlemeliyiz?  

Enerjik ve rekabetçi davranışlar gerektiren durumlarda ağır müzik (ağır metal) ve yüksek sesli müzik olumlu etki yaratıyor. Odak ve koordinasyon gerektiren durumlarda Mozart veya Bach dinlemek dikkatinizi toplamanızı sağlıyor. Kendinizi huzursuz, kaygılı veya baskı altında hissettiğinizde ise “Weightless” dinleyerek rahatlayabilirsiniz.  

Bilim insanları iyi müziğin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kanıtlamış durumdalar. Önemli olan bize fayda sağlayacak ritmi bulmaktır. Emil Zeig’in de dediği gibi “müzik duygularımızın en açık dilidir”. Bazen dinlediğimiz bir müzik bizi 20 yıl öncesine götürebilir. Seçtiğimiz, dinlemeyi sevdiğimiz parçalar “gerçekte kim olduğumuzu” yansıtır. Hafızalarınızda keyifli anılarınızı anımsatan, hayatın ritmini hiç kaçırmadığınız anlarla dolu müzikler arşivlemeniz dileğiyle.

Asiye Adırbelli


Psikoloji lisans eğitimimi tamamladıktan sonra İngiltere’de Psikanaliz üzerine eğitim aldı. Ardından Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı yaptı. Lisansüstü eğitimi boyunca “Bilinç Analizi ve Aldatma Psikolojisi” üzerine çalışmalar yaparak kapsamlı bir tez çalışması sürdürdü. Halen insan ve toplum psikolojisi üzerine ve algı yönetiminin bu alanlar üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalarına devam ediyor.

Hayatında en çok beslendiği ve keyif aldığı şeylerin başında; onu meraklandıran ve heyecanlandıran şeyleri deneyimlemek, keşfetmek, güzel anılar biriktirmek ve anda kalmak geliyor. Motosiklete başlayalı sadece iki yıl olmasına rağmen bu özelliklerinden dolayı son bir yılda 50 bin km üzerinde yol yaptı.

Motosiklet sürmek sadece mekanik bir parçayı hareket ettirip dengede tutmaktan çok daha öte bir şey onun için. İnsanların en unutulmaz anılarının sadece anda kalabildikleri zamanlarda meydana geldiğini gözlemlediğinden beri, yolculuklara farklı bir gözle bakıyor ve motoruyla birlikte pek çok anı biriktirmeyi hedefliyor.

Uzman Klinik Psikolog