Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.

15 Yaşıma Mektup

Sevgili 15’lik Asil, Bu mektubu sana 20 yıl öteden; gelecekten yazıyorum…

Beni yabancı biri gibi hissedebilirsin. Ama inan bana kaç sene geçerse geçsin, neler yaşarsan yaşa, ne kadar büyürsen büyü içinde bir yerlerde hep bu yaşını yaşatıyorsun. Bunun nedenini henüz ben de bilmiyorum.  

Karakter olarak ise çok değiştiğini söyleyemem fakat yaşam hikayen bir dönemden sonra oldukça farklılaşacak. Birçok insanın hayal ettiği bir hayat yaşıyor olacaksın. En azından görünürde böyle. İçindeki o arayış ve tanımlayamadığın hüzün ise uzun bir süre seninle devam ediyor. 60 yaşlarındaki bir kadının yorgunluğu içinde bir yerlerde hep baki… Fakat korkma ara ara kendini hissettiriyor. “Eğlenmek” kelimesinin içini henüz pek dolduramıyoruz ama keşfetmekten inanılmaz keyif alacağın bir yaşam yolculuğun olacak. Huzur ve dinginlik ise yıllara meydan okuyarak senin yanında olmaya devam edecek. Yaşamı deneyimleme konusunda oldukça cesur ve riskler almaktan çekinmeden devam ediyor olacaksın.    

Kariyer konusunda çok ısrarcı ve çok aceleci olduğunu düşünüyorum. Bir gün hayalindeki mesleği de yapıyor olacaksın fakat gerçekten ne istediğini biraz daha anlamaya çalış. Deneyimlediğimiz her hikaye bizi biraz daha farklılaştırıyor. Asıl yapmak istediğin işin ne olduğunu fark ediyorsun hem de tüm hücrelerine kadar. Bu yüzden lütfen sadece tutku ile yapmak istediğin şeylere ada kendini. Başarılı olmanın bir sırrı varsa ancak ve ancak sevdiğimiz şeylere kendimizi adamaktan geçtiğini geç de olsa öğretiyor hayat. Ve unutma ki tutkularımız da aşklarımız gibi zamanla değişebiliyor. Zamanı geldiğini düşündüğünde korkma sakın, vazgeçebilme cesareti kaderimizi belirleyen asıl şey.

Sevmek ise en yüksek motivasyonun olacak. Yaşamındaki en büyük zenginliğin sevmek ve sevilmek olduğunu zamanla göreceksin. Zamanını adadığın şeylere dikkat et. Yaşamdaki en değerli kariyer yolculuğunun da bir meslek olmadığını anlayacaksın zamanla.

  Biriktirmenin, bulunduğun çağın en büyük yanılgılarından biri olduğu düşünüyorum. Yaptığın bazı yolculuklar olacak ve yaşamdaki en değerli birikimin anılar olduğunu göreceksin. Kendini bir anı koleksiyoncusu gibi hissetmeye başlasan iyi olur. Denemekten korkma! Fark yaratmış ve parıl parıl parlayan insanlara bir bak. Hepsinin ortak özelliği; kendi yaşam hikayelerini tüm duyguları ile birlikte sahiplenenler olduğunu göreceksin. Hataları ile, pişmanlıkları ile eksiklikleri ile… Seni sen yapan şeyler sadece başarıların değil, başarısızlıkların da... Yaşam sana ne sunuyorsa olumlu ya da olumsuz tüm hikayeni sahiplen ve her birini bir merdivenin parçası gibi düşün. Öfkeyi ise yaşamından uzak tut. Bu çok önemli bir nokta! Senin seveceğin bir dilden örnek vereyim; Mükemmel bir teknolojiye sahip bir otomobil düşün, inanılmaz süratli ve güçlü. İstediğin yere basıp gidebiliyorsun. Fakat frenleri sağlam değilse bir kaosa dönüşebilir o yollar. Duyguların kontrolü ve nerede durman gerektiğini bilmen en az yol kat edebilmek kadar değerli. İlerleyebilmek kadar yavaşlayabilmenin de önemli olduğu unutma.

  Bisiklet, çocukluğundan itibaren en yakın arkadaşın oldu ve bu bir süre daha böyle devam edecek. Sonsuza kadar hayatının bir parçası olacağını düşündüğün bisikletin yerini başka bir şey (motosiklet) alacak ve sen yaşadığın bu tarifsiz duyguları benzer yoğunlukta yaşamaya devam edeceksin. Şu sıralar gelecekte neler yaşıyor olduğunu tahmin bile edemezsin. Hani bisikletle Manisa’dan İzmir’e gitmeye çalışırken trafik polislerinin durduğu ve küçüksün diye gitmene izin vermediği o gün var ya! O günü unutma. Bu hikâyeyi bir yerlerde yüzlerce kez anlatıyor olacaksın.  

Biraz utangaç ve içe kapanık geçse de yılların, tuhaf bir şekilde insanlarla iletişim kurman hayatının her döneminde hep çok kolay olacak. Ve çok şaşıracaksın ama kaçtığın kalabalıklar bazen en keyif aldığın yer olacak. Fakat bireysellik ve yalnızlıktan besleniyorsun hala. Kitaplarla olan keşfinin yerini ise bambaşka deneyimsel bir yolculuk alacak. Belki de ileride yazdığın kitaplarla insanların hayatlarına dokunacaksın. Bu yüzden lütfen kelimelerle olan bağını koparma. Okumaya devam et çünkü ileride şu anki kadar fırsatın olmayacak. Lise yıllarına geldiğinde, görme engelliler için seslendirmeye çalıştığın o kitap kaydı denemeleri karşılık bulmayabilir. Fakat lütfen pes etme. Çünkü o süreçte doğru bir Türkçe ile konuşmayı, sesini keşfetmeyi ve mikrofonu kullanmayı öğreneceksin. Belki de bakarsın ileride kendi kitaplarını yazarsın ve göremeyen binlerce insanın kulağına kendi sesinle dünyayı fısıldıyor olursun.    

Yolun açık olsun.

İleride buna çok ihtiyacın olacak :)

19.12. 2019

 

Asil Özbay

1985’te Düzce’de doğdu. Çocukluğunda başlayan sporculuk yaşamına Spor Bilimleri Fakültesinde okuyarak devam etti. Aynı alandaki doktora eğitimine ve akademisyenlik mesleğine devam etmekte. Kendini ekstrem sporlar tutkunu olarak tanımlayan Asil Özbay, 17 yıldır motosiklet kullanmakta.

Okumayı, deneyimlemeyi ve hayatın farklı alanları ile bağ kurmayı seven Asil Özbay için motosiklet, farklılıklara en pratik ve en eğlenceli yollardan ulaşabilme aracı. Adriyatik’ten Atlas Okyanusuna, Sahra Çöllerinden Moğolistan Bozkırlarına uzanan deneyimsel bir yaşam sürecini sürdürmekte.

“Anın İçinde, Rutinin Dışında” yaşam görüşü ile her yıl İstanbul’dan başlayarak farklı kıtalara mücadele ve ilham veren yolculuklar yapmakta. Deneyimlerini “Dikiz Aynamda Dünya” adı ile sosyal medya belgeseli formunda paylaşmaktadır.

Tek başına motosikleti ile gerçekleştirmiş olduğu uzun rotalar:
2015: Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan, Slovenya, Bosna-Hersek, Avusturya, İtalya, Bulgaristan
2016: Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya, Fas
2017: Gürcistan, Rusya , Moğolistan
2018: İran
2019: İran Pakistan, Hindistan, Himalayalar, Nepal

Yolculuk sonralarında ise hikayelerini “İlham Veren Konuşmalar” çatısı altında çeşitli motivasyon ve liderlik toplantılarında paylaşmaktadır.